En son yazımda bir pirinç tanesi kadar idi bıdığım, şimdi ise Bezelye kabuğu büyüklüğüne ulaşmış durumda.
Bu arada 2 hafta önce metroda bayılmam ve geçen hafta sonu da balıktan zehirlenmem dışında iyiyim.
Bulantılarım azaldı. Ama hala yemek yemek büyük sorun. Fakat bu sabah varlığını göbüğümde hissettiğimde tüm yaşadıklarımı unuttum. Hep böyle yazıları okurdum, çok abartılı gelirdi. Ta ki yaşayana kadar. Özellikle sırt üstü yattığımda hiç hoşnut değilmişsin hissine kapılıyorum - ki bana da rahat vermiyorsun :) -
İş yeri sorunsalım da bu ara top seviyede. Çalkantılı bir 3 ay geçirdiğimden çok fazla izin/rapor kullandım. Haliyle de bu durum battı. Enteresan olan batan kişinin de 2 kızı olması. Aynı yollardan geçen birini anlaması gerekir fikrindeyim. Enteresan ..
Hafta sonu Ankara seyahatimiz olacak bıdığımla. Babamız iş durumuna bağlı olarak eşlik edemeyebilir. O yüzden bu seyahat biraz heyecanlandırıyor beni. Duyan da ilk kez gittiğim yer sanacak. Asla değil. Hayatımın 5/1'i orada geçti aslında. Ama işte bıdıkla yaptığım her şey ilk gibi heyecanlı.
Bu ay sonundaki kontrolümde cinsiyetini öğrenmeyi umuyoruz. Gerçi hazırlıklar için 7. aya kadar bekleyeceğim ama yine de bilmek ve isminle hitap etmek istiyorum artık. Aile fertlerinin büyük kısmı erkek olması tarafında. Kayınpederimi kaybettiğimizden olsa gerek. Ama ben minik bir prenses hissediyorum en en en başından beri. Sağlıkla her şeyi tam kucaklayayım da başka arzum yok.
18. Haftada görüşmek üzere bıdığım..
6 Kasım 2016 Pazar
3 Eylül 2016 Cumartesi
Aramıza Bir Bıdık Katılacak !
İnanılmaz !
Bedenimde zilyon tane değişiklik olacak - ki şimdiden karnım aniden ağrıyor, sürekli tuvalete gidiyorum, hep uykum var !- ama ben yine de çok mutluyum!
Ailemize o kadar süper bir zamanlama da katıldı ki herkes yeniden doğdu resmen.
Geçtiğimiz Pazar şüphelerim vardı acaba mı derken önce kendim bir test yaptım. Pozitif. Ardından Pazar günleri Anadolu yakasında tek açık olan kadın doğum bölümüne sahip Medipol'e gittik eşimle. Kan verdim. Ardından dolaşmak için bir AVM'ye gittik ama ikimizinde aklın hastanede. 2 saat sonra öğrendik ki şuan 5. haftasının içinde olan bir bıdık ile yaşıyorum!!
Eşim ile beraber yaptığım her şey beni her zaman heyecanlandırır. İlk kez yapmamıza gerek yok. Her gün işe gelirken arabaya beraber binmemiz bile çok sıradan olsa bile benim için hep çok heyecanlı.
Şimdiyse bir canı paylaşacağız. Çıldıracak gibi oluyorum sevinçten.
Pazar günü öğrendikten hemen sonra ailelere koştuk elbette. Kayınvalidem bir kaç ay önce eşini kaybetmenin üzüntüsünü hala atlatmış değildi fakat o bile resmen yeniden doğuyor. Allah'ın izniyle kucağımıza aldığımızda inşallah hepimiz daha da iyi olacağız.
Bende herkes gibi bu blogu bıdığım ilerde annesinin o yolculuğa başladığından beri neler yaptığını bilmesi için devam ettireceğim.
Bıdığım 5. haftan bitmek üzere Salı günü tipini görmeye gideceğiz ama henüz daha pirinç kadarsın!
Hoşgeldin !!!!
Bedenimde zilyon tane değişiklik olacak - ki şimdiden karnım aniden ağrıyor, sürekli tuvalete gidiyorum, hep uykum var !- ama ben yine de çok mutluyum!
Ailemize o kadar süper bir zamanlama da katıldı ki herkes yeniden doğdu resmen.
Geçtiğimiz Pazar şüphelerim vardı acaba mı derken önce kendim bir test yaptım. Pozitif. Ardından Pazar günleri Anadolu yakasında tek açık olan kadın doğum bölümüne sahip Medipol'e gittik eşimle. Kan verdim. Ardından dolaşmak için bir AVM'ye gittik ama ikimizinde aklın hastanede. 2 saat sonra öğrendik ki şuan 5. haftasının içinde olan bir bıdık ile yaşıyorum!!
Eşim ile beraber yaptığım her şey beni her zaman heyecanlandırır. İlk kez yapmamıza gerek yok. Her gün işe gelirken arabaya beraber binmemiz bile çok sıradan olsa bile benim için hep çok heyecanlı.
Şimdiyse bir canı paylaşacağız. Çıldıracak gibi oluyorum sevinçten.
Pazar günü öğrendikten hemen sonra ailelere koştuk elbette. Kayınvalidem bir kaç ay önce eşini kaybetmenin üzüntüsünü hala atlatmış değildi fakat o bile resmen yeniden doğuyor. Allah'ın izniyle kucağımıza aldığımızda inşallah hepimiz daha da iyi olacağız.
Bende herkes gibi bu blogu bıdığım ilerde annesinin o yolculuğa başladığından beri neler yaptığını bilmesi için devam ettireceğim.
Bıdığım 5. haftan bitmek üzere Salı günü tipini görmeye gideceğiz ama henüz daha pirinç kadarsın!
Hoşgeldin !!!!
Gün 1 : Ruhun bedene sığmaması
Evet.
Ne kadar inkar edersem edeyim kendimi anlayamıyorum. Bir anki ruh halim diğerini tutmuyor. Why?
Henüz cevap bulamadım.
Çook zor günler geçiriyorum kendimce.
İnşallah geri dönüp bunları tekrar okuduğumda "Allah'ım çok zor günler geçiriyorum dediğim bu muydu!?" tepkisi vermem. Daha beterinden korunayım. Amin.
Mayıs ayının çok güzel bir gününde, aşık olduğum adamla evlendim.
Herşey vardı nikahımızda. Gülmek, ağlamak, donuklaşmak..
İnsan aşık olduğu insanla evlenirken donuklaşır mı?
Ben donuklaştım evet.
Çünkü eşimin babası kanserdi. Çünkü artık bekliyorduk. Çünkü görebilmesi için erkenden evlenme kararı almıştık. Aniden. Hayatta Allah'ın bizi bu şekilde yönlendirmesinden en çok mutluluk duyduğum en çok şükrettiğim an buydu. İyi ki o kararı almışız da tam zamanında evlenmişiz.
Herkes en son orada gördü onu.Onca seveninin gözü önünde müthiş direniyordu. Dimdik durmaya çalışırken. Kendi babamdan ayırmadım onu hiç. Hatta belki hasta olduğu için daha bile çok titremişimdir üstüne.
Yaşayanlar bilir. Nikah törenleri yorucu olur. Tebrik merasimleri vs. Hele de bizim ki gibi kalabalığın sonunun gelmediği bir nikah ise daha da yorucuydu.
Bedeninin tüm isyanlarına rağmen bize karşı babalık vazifesini öyle güzel yerine getirdi ki.. Helal etsin hakkını..
Ertesi sabah balayına gittik.Gitmesek gözü açık kalırdı. Aklımız burada bedenimiz uzaklardaydı. 2. gün telefon geldi. Çocuklar babanız iyi değil artık dönün..
Apar topar ne olduğumuzu anlayamadan ilk uçakla (hakikaten tabirin kullanıldığı gibi) geri döndük.
Hastane yatağından gözleri kapalı bilinci yarı açık yarı kapalı yatarken girdik yanına. Herkes ordaydı. Tüm aile.
Geldik dediğimizde ilk kez açmış gözünü. Canım.. Meleklerle huzurla uyu .. Rabbim mekanını cennet kılsın. Tüm dualarımız senin iyi olman gittiğin yerde huzurlu olman için.
***
Hani 3 gün yatak 4. gün toprak derler ya eskiler. Hakikaten de öyle oldu. Pazar günü yatırdık hastaneye Salı günü huzurla vefat etti Can'ım. Bazı görüntüler var. Sanırım ömrüm boyunca gözümün önünden gitmeyecek. Eşimin bana ilk söylediği an. İçimdeki yıkıntıyı hala çok net hatırlıyorum. Babama avunmak için sarıldığım an. Nasıl bir şeydi ölüm? Nasıl bir yok oluşken var olmaya devam edebilmekti ?
Sanki uzak bir seyahate gitmiş ve telefonu çekmiyor da ulaşamıyoruz gibi.
Sanki uzun bir uçak yolculuğuna çıkmış da telefonu kapalı gibi.
Kabullenemeyiş.
Hayat sen kabullensen de kabullenmesen de akmaya devam ediyor.
Sabah oluyor.. Akşam oluyor..
Üzerinden tam 2 ay geçti.
Ve ben hala aynı acıyı duyabiliyorum.
Ki ben onunla yalnızca 3 yılımı geçirdim.
Ailesi..
Eşi..
Kızı..
Oğlu..
Ne kadar inkar edersem edeyim kendimi anlayamıyorum. Bir anki ruh halim diğerini tutmuyor. Why?
Henüz cevap bulamadım.
Çook zor günler geçiriyorum kendimce.
İnşallah geri dönüp bunları tekrar okuduğumda "Allah'ım çok zor günler geçiriyorum dediğim bu muydu!?" tepkisi vermem. Daha beterinden korunayım. Amin.
Mayıs ayının çok güzel bir gününde, aşık olduğum adamla evlendim.
Herşey vardı nikahımızda. Gülmek, ağlamak, donuklaşmak..
İnsan aşık olduğu insanla evlenirken donuklaşır mı?
Ben donuklaştım evet.
Çünkü eşimin babası kanserdi. Çünkü artık bekliyorduk. Çünkü görebilmesi için erkenden evlenme kararı almıştık. Aniden. Hayatta Allah'ın bizi bu şekilde yönlendirmesinden en çok mutluluk duyduğum en çok şükrettiğim an buydu. İyi ki o kararı almışız da tam zamanında evlenmişiz.
Herkes en son orada gördü onu.Onca seveninin gözü önünde müthiş direniyordu. Dimdik durmaya çalışırken. Kendi babamdan ayırmadım onu hiç. Hatta belki hasta olduğu için daha bile çok titremişimdir üstüne.
Yaşayanlar bilir. Nikah törenleri yorucu olur. Tebrik merasimleri vs. Hele de bizim ki gibi kalabalığın sonunun gelmediği bir nikah ise daha da yorucuydu.
Bedeninin tüm isyanlarına rağmen bize karşı babalık vazifesini öyle güzel yerine getirdi ki.. Helal etsin hakkını..
Ertesi sabah balayına gittik.Gitmesek gözü açık kalırdı. Aklımız burada bedenimiz uzaklardaydı. 2. gün telefon geldi. Çocuklar babanız iyi değil artık dönün..
Apar topar ne olduğumuzu anlayamadan ilk uçakla (hakikaten tabirin kullanıldığı gibi) geri döndük.
Hastane yatağından gözleri kapalı bilinci yarı açık yarı kapalı yatarken girdik yanına. Herkes ordaydı. Tüm aile.
Geldik dediğimizde ilk kez açmış gözünü. Canım.. Meleklerle huzurla uyu .. Rabbim mekanını cennet kılsın. Tüm dualarımız senin iyi olman gittiğin yerde huzurlu olman için.
***
Hani 3 gün yatak 4. gün toprak derler ya eskiler. Hakikaten de öyle oldu. Pazar günü yatırdık hastaneye Salı günü huzurla vefat etti Can'ım. Bazı görüntüler var. Sanırım ömrüm boyunca gözümün önünden gitmeyecek. Eşimin bana ilk söylediği an. İçimdeki yıkıntıyı hala çok net hatırlıyorum. Babama avunmak için sarıldığım an. Nasıl bir şeydi ölüm? Nasıl bir yok oluşken var olmaya devam edebilmekti ?
Sanki uzak bir seyahate gitmiş ve telefonu çekmiyor da ulaşamıyoruz gibi.
Sanki uzun bir uçak yolculuğuna çıkmış da telefonu kapalı gibi.
Kabullenemeyiş.
Hayat sen kabullensen de kabullenmesen de akmaya devam ediyor.
Sabah oluyor.. Akşam oluyor..
Üzerinden tam 2 ay geçti.
Ve ben hala aynı acıyı duyabiliyorum.
Ki ben onunla yalnızca 3 yılımı geçirdim.
Ailesi..
Eşi..
Kızı..
Oğlu..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)