3 Eylül 2016 Cumartesi

Gün 1 : Ruhun bedene sığmaması

Evet.
Ne kadar inkar edersem edeyim kendimi anlayamıyorum. Bir anki ruh halim diğerini tutmuyor. Why?
Henüz cevap bulamadım.
Çook zor günler geçiriyorum kendimce.
İnşallah geri dönüp bunları tekrar okuduğumda "Allah'ım çok zor günler geçiriyorum dediğim bu muydu!?" tepkisi vermem. Daha beterinden korunayım. Amin.

Mayıs ayının çok güzel bir gününde, aşık olduğum adamla evlendim.
Herşey vardı nikahımızda. Gülmek, ağlamak, donuklaşmak..
İnsan aşık olduğu insanla evlenirken donuklaşır mı?
Ben donuklaştım evet.
Çünkü eşimin babası kanserdi. Çünkü artık bekliyorduk. Çünkü görebilmesi için erkenden evlenme kararı almıştık. Aniden. Hayatta Allah'ın bizi bu şekilde yönlendirmesinden en çok mutluluk duyduğum en çok şükrettiğim an buydu. İyi ki o kararı almışız da tam zamanında evlenmişiz.

Herkes en son orada gördü onu.Onca seveninin gözü önünde müthiş direniyordu. Dimdik durmaya çalışırken. Kendi babamdan ayırmadım onu hiç. Hatta belki hasta olduğu için daha bile çok titremişimdir üstüne.
Yaşayanlar bilir. Nikah törenleri yorucu olur. Tebrik merasimleri vs. Hele de bizim ki gibi kalabalığın sonunun gelmediği bir nikah ise daha da yorucuydu.
Bedeninin tüm isyanlarına rağmen bize karşı babalık vazifesini öyle güzel yerine getirdi ki.. Helal etsin hakkını..
Ertesi sabah balayına gittik.Gitmesek gözü açık kalırdı. Aklımız burada bedenimiz uzaklardaydı. 2. gün telefon geldi. Çocuklar babanız iyi değil artık dönün..
Apar topar ne olduğumuzu anlayamadan ilk uçakla (hakikaten tabirin kullanıldığı gibi) geri döndük.
Hastane yatağından gözleri kapalı bilinci yarı açık yarı kapalı yatarken girdik yanına. Herkes ordaydı. Tüm aile.
Geldik dediğimizde ilk kez açmış gözünü. Canım.. Meleklerle huzurla uyu .. Rabbim mekanını cennet kılsın. Tüm dualarımız senin iyi olman gittiğin yerde huzurlu olman için.
***
Hani 3 gün yatak 4. gün toprak derler ya eskiler. Hakikaten de öyle oldu. Pazar günü yatırdık hastaneye Salı günü huzurla vefat etti Can'ım. Bazı görüntüler var. Sanırım ömrüm boyunca gözümün önünden gitmeyecek. Eşimin bana ilk söylediği an. İçimdeki yıkıntıyı hala çok net hatırlıyorum. Babama avunmak için sarıldığım an. Nasıl bir şeydi ölüm? Nasıl bir yok oluşken var olmaya devam edebilmekti ?
Sanki uzak bir seyahate gitmiş ve telefonu çekmiyor da ulaşamıyoruz gibi.
Sanki uzun bir uçak yolculuğuna çıkmış da telefonu kapalı gibi.
Kabullenemeyiş.
Hayat sen kabullensen de kabullenmesen de akmaya devam ediyor.
Sabah oluyor.. Akşam oluyor..
Üzerinden tam 2 ay geçti.
Ve ben hala aynı acıyı duyabiliyorum.
Ki ben onunla yalnızca 3 yılımı geçirdim.
Ailesi..
Eşi..
Kızı..
Oğlu..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder